Monthly Archive for Mart, 2007

Sesame Mucizesi…

Düğüne az kala başlayan ve bence hala süren, annemin verdiği yemek derslerinden ilki günlük olarak hangi malzemelere ihtiyaç duyabileceğim ve bunları nasıl saklayacağımdı. Annem kasaptan aldığı 2 kilo kıymanın yarısını köfte, geri kalan yarısını da yemeklik olarak nasıl saklayacağımı ve kullanacağımı anlatırken yemeklik kısmını dolmalar ve yemekler olarak ikiye ayırmıştı. Benim öğrenmek istediğim tek yemek aslında en sevdiğim yemek olan ekşili köfteydi, bu yüzden o derski menümüzü eşimin en sevdiği yemek olan kabak dolması, benim favorim olan ekşili köfte ve hayatımın olmazsa olmazı yoğurtlu çorba oluşturuyordu. O gün ilk kez yemek yapacak olmamın tecrübesizliği ile dolma içindeki kıyma ile ekşili köftenin köfte malzemelerini birbirine karıştırmış, evlendikten sonra da bir müddet yalan yanlış şeyler yapmıştım Continue reading ‘Sesame Mucizesi…’

Un Ölçüsü Olan Kurabiye

Sonunda ben de kurabiye yapabildim! İçinde 40 çeşit ürün bulunduran bilmemneli yöresel pilavları bile denemekten korkmayan, deneyince başarabilen, hatta onu ona ekleyerek çeşitli spesyaliteler uydurabilen ben, evet itiraf ediyorum hayatimda hiç hamurişi yapamadım. Mini mini bir kiz çocuğuyken çoğunuz kurabiye, açma, poğaça gibi şeyler denerken ben denemelerimden sadece keklerimden sonuç alabiliyordum. Çünkü binbir özenle yoğurup şekil verdiğim kurabiyelerim fırına girikten sonraki 5. dakikasında yayılır ve tepsi ile bütün dikdörtgen pasta keki görünümünde bir şey olurdu. Hatta çok sevdiğim sekerpareyi, hurma tatlısını ne kadar farklı kişinin tarifinden de denesem hep aynı sonucu elde etmekten o kadar sıkıldım ki, ben de çözümü ortaya çıkan tarifin görünümü ne olursa olsun üzerine şerbetini döküp revani gibi dilim dilim keserek yemekte buldum. Continue reading ‘Un Ölçüsü Olan Kurabiye’

Enerjisi ile coşturan Poyraz!

Cumartesi sabahı sahilde yürürken hava yine benim başımı ağrıtan uykumu getiren, gözlerimi kapatan lodostu malesef. Parkurun sonuna gelmiştim ve artık başladığım yere yani bir o kadar da geri yürümem gerekiyordu. Lodos enerjimi o kadar almıştı ki nasıl geri döneceğim diye dalgın dalgın bakınırken, benim ruh halimi tamamıyle değiştirdiği için kişisel mucizelerimden biri olarak adlandırdığım bir şey oldu, hava bir anda poyraza döndü. Denizin rengi yeşilden laciverte döndükçe baş ağrım hafiflemeye, bulutlar açılıp beyazlaşıp güneşe izin verdikçe adımlarım sıklaşmaya başlamıştı. O kadar enerji birikti ki birden üzerimde geri kalan yolu yürümek yerine koştum. Koşarken aklıma hep serin ama güneşli poyraz günleri geldi. Bu serin ama güneşli poyraz günerinin de en güzeli tabiî ki cuma günü son ders zili çaldıktan sonra, eve dönerken hissettiğimiz poyraz günleriydi tabiî ki. Continue reading ‘Enerjisi ile coşturan Poyraz!’