Arşiv: Ocak 2008

Bir tas aşure ile sobelendim!


Bugünlerde bloglarda renk renk, süslü püslü aşure tarifleri görüyorum.Hele ki sevgili Burçinciğimin aşuresindeki özen ve güzellik beni kendisine hayran bıraktı. Herkesin bir aşure tarifi olduğu gibi, yapılışı ve tadı ile de ayrı ayrı aşure öyküleri vardır. Ben de her sene aşure zamanı renk renk aşureleri gördüğümde aklıma yengemin o en çok sevdiğim azıcık malzeme ile, benim istediğim gibi sadece buğday nohut ve fasülye koyarak yaptığı tencere tencere yiyebileceğim aşuresi gelir. Kuzenlerim ile aşureyi o kadar çok severdik ki, yengem kaynattığı bir tencere aşurenin yanında , bir tencere de sırf biz çocuklar için kaynatırdı sıcak aşureye kaşık batırıp bozmayalım diye.

‘Bir tas aşure ile sobelendim!’ öyküsünün devamı »»»

Kar geliyor!


Meteoroloji dünden bu yana yarın ve sonraki gün için İstanbul’a yoğun kar yağışı geleceğinin uyarısını yapıyor. İçimi bayan bir sıcakta bir yudum buzlu limonatayla kendimi avutmaktansa, buzz gibi bir kış günü içtiğim bir yudum çorbanın lezzet merkezimden izlediği yolları hissederek ısınmaya bayılan ben, bu sebeple her türlü hazırığımı yapmışve nefis kar yağışı için kendimi sabırsız hissediyorum.Meyveli çaylarım, dolapta ısıtılıp içine çay kaşığının ucuyla türk kahvesi ve 2 adet kesme şeker atmamı bekleyen yarım yağlı sütüm, çorabımın üzerine giyeceğim ponponlu patiklerim ve pek tabiki bu an için saklanmış aşk anlatan romanlarım. Hepsi şu kahvemi içtiğim mutfak masamda her dakika daha çok kararan havanın gürleyip kar tanelerini bırakmasını bekliyor.

‘Kar geliyor!’ öyküsünün devamı »»»

Terk, Tango ve İsyan…


Bugünlerde kendimi hep ‘’neden?’’ sorusu ile başbaşa buluyorum. Belki de bir balerinin parmakucundaki gibi dengede tutamadığım hayatıma bir bahane, bir suçlu arayıp özümü rahatlatmaya çalışıyorumdur kimbilir. Hayat boyu hep korktuğumuz ve gündemde tuttuğumuz şeylerin karşımıza çıktığını kanıtlayan öğretileri okumuş, dinlemiş kafa yormuşuzdur. İşte benim de hayatımda hep aynı şeylerin başıma gelmesi tek ama tek bu açıklama ile netleşebilir. Kaderin rüzgar olup dalından koparıp başka mevsimlere sürüklediği bir yaprağa dönen yaşantılarımızda, yönümüzü değiştirebilmemizi sağlayan tek şey gücümüz iken, gücümüzü nasıl da bu kadar çabuk tükettik bilmiyorum.

‘Terk, Tango ve İsyan…’ öyküsünün devamı »»»

Melon Şapka


Tatil insanı gerçekten kendine getiriyor. Size her bir gününü tek tek anlatacağım cumadan bu yana ilk kez bugün hiç evden çıkmadan, evde de hiçbir iş yapmadan sadece tango dinleyip ruhumu dinlendirdiğim, ve aylardan sonra ilk kez kendime geldiğim bir günün sonunda, yine tango dinlerken yaziyorum. Bazen hayalleri ya da istekleri uğruna sırtında bir çanta, herşeyini bırakıp kilometrelerce yol giden, tüm dünyasını silip yeni bir dünya yaratan, ve yarattıkları ile de mutlu olan insanlar varken, ben neden bu kadar prensipli, yerleşik ve değişikliklerden nefret eden biriyim diye düşünüyorum. Gitmek mi zor kalmak mi diye sorulur ya hani, ben hep neden kalanım acaba?

‘Melon Şapka’ öyküsünün devamı »»»

Yaşayan Evler


Hayatta bazen o kadar çok şey değişiyor ki, istesek de, eski faktörlerin hepsini biraraya getirsek de o tadı alamıyoruz malesef. Aranızda anneannede ya da babaannede bayram sabahı eksiksiz olarak tplanıp, hala eski tadı alanınız var mı yoksa? Oysa biz artık bayram sabahları bile bir araya gelemiyoruz.

‘Yaşayan Evler’ öyküsünün devamı »»»