Monthly Archive for Eylül, 2008

Keyif Kekim

Sıcacık Kek

 Geçen hafta sonu evde ‘’kış’’ beklerken keyfime diyecek yoktu. Önce Cumartesi akşama kadar evde yalnızlığıma uyuşukluk eklerken tek eksiğin Türkan Şoray’lı bir Türk Film’i olduğunu düşündüm. E kahve ile tarçınlı kek kokusunu filmden başka ne tamamlayabilir ki?

Pazar günü ise kahvaltı ve sporun ardından, yine başka bir Pazar sabahı Nişantaşı’nın bütün sokaklarında sevgilimle elele aradığımız ‘’küçük, şirin, sevimli ve sıcak cafe’’ yi 5 yıl sonra evimizin tam da dibinde bulmamızla günümüze öyle bir renk katıldı ki anlatamam. Önce cafenin hemen yanındaki kitapçıdan bolca film ve kitap satın aldık. Dedim ya size kış hazırlıkları yapıyorum diye, şimdi evimizde kışın ilk çeyreğine yetecek kitap ve film stoğu tamamlandı. Ardından cafemizde uzun bir gazete ve kitap keyfi ile yazın yazlıkta olmam sebebi ile fazlasıyla yaşayamadığım klasik Pazar keyfi ile resmen şımardım. Hatta o kadar şımardım ki bu haftasonunun adını ‘’uzun zamandır geçirmediğim kadar güzel bir haftasonu’’ koymayı da ihmal etmedim.

 

Gel gelelim bu kadar güzel dinlenmeden keyifden sonra hayatımda ilk kez yararlanacağım 9 gün tatil ilan edilmiş bayram haftasına varmak üzere ilk çalışma günümde masama düşen proje ile gece yarılarına, hafta sonlarına ve bayram tatillerine kadar çalışacağımı nereden bilebilirdim ki. Uzun lafın kısası bütün haftam ve cumartesim geç saatlere kadar çalışarak geçti. Bir de bu haftanın tam da ortasında aldığım üzücü bir vefat haberi ile çalışmaktan arta kalan duygularımda buruk ve endişeli geçti. Öyle ki nerdeyse mutsuz bir hafta geçirdim. Continue reading ‘Keyif Kekim’

Sonbahar

Sandal Kabaklar

Ben Eylül’ü çok özlüyorum Kısa kollu bir pijama ile uyduğumuz bir Kasım akşamının sabahında hırka giyerek işe gittiğimiz gün kış gelmiş oluyor. Gri olmadan siyahta beyaza geçmek ne zor oysa… Oysa bugun günlerden cumartesi, dün akşam erkencecik uyuduğum için sabah sayılan bir saatte enerjik bir biçimde uyandım bugün. Eşim ofiste, bense evdeki işleri yoluna koyduktan sonra bile saat henüz öğle vakitleri. Erken kalkmak bu yüzden guzel işte, uzun bir kahvaltı, ardından orta şeker bir türk kahvesi, ortalık toplamaca yemek yapmaca bitti mi hala öğlen. Şimdi bu saatleri evde yaşarken ilkokul zamanı sabahçı olduğum zamanlarda bu vakitler eve geldiğimde annemi mutfakta bulduğum aklıma geldi.

Demekki o da bizi okula gönderip kahvaltısını yapıp belki komşu teyze ile orta şeker bir türk kahvesi içip yemeklerini bitimek üzereyken ben geliyordum. Büyüdükçe annemin yaptığı bazı şeyler daha manalı geliyor bana.

Ben sonbahar bekliyorum şu sıralar. Hani yaz sonu domatesler, reçeller yapılır ya kış hazırlığı diye, ben ruhuma kış hazırlığımı bugün evimde yaptım. Boğazlı merserizelerimi indirdim raftan, birleştirilmeyi bekleyen 1000 parçalık puzzlımı açtım salonumun tam da ortasına. Evde kahvem bitmişti, hafta içi starbucks a uğrayıp sert içimli kahvemi çektirdim makineme göre. Kahvem demlendikçe kokusu ile birlikte karışsın diye de tarçınlı bir kek attım fırına. Ayağımda sıcacık çoraplar, bir de joy fm açık yazı yazıyorum. Anlayacağınız üzere tek eksik olan sonbahar. Daha çok çağırsam daha erken gelir mi? Continue reading ‘Sonbahar’

Ruhum

Doğmgünü Kurabiyeleri

Ben bugün Barış Manço’yu özledim. Barış Manço’nun eşsiz müziklerinden oluşan yeni bir albüm yapma ihtimalini özledim., ya da onun yeni bir ülkede yepyeni maceralarını izlemeyi… Bir gün, bir gün gerçekten elimizekileri kaybettikten sonra onların değerini anladıkça kaybetmeden kıymet bilmeyi öğrenebilecek miyim, miyiz?
Her güne yeni bir maceranın benden habersiz sığdırıldığı, ve istesem de istemesem de o maceraları yaşamaya diretildiğim 2 haftanın sonunda, hep bugünü bekleyerek zorla uyandığım sabahların bitip de kucakladığım bugünün akşamında, odamdayım.

Esintilerin hava hala ne kadar sıcak olsa da ‘’sonbahar koktuğu’’ iki pencerenin arasında, burnuma gelen demlenen kahve kokusu ile Barış Manço dinliyoyorum. Aidiyet duygumu kabartan o huzurlu sesi beni nasıl da dinlendiriyor…
Yaklaşık 100 kişinin İnsan Kaynakları Yöneticiliğini yaptığım şirketimde bugün insanlara ‘’şans’’ vermenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu bir kez bir kez bir kez daha tattım, öğrendim. Hani damla deniz için sadece bir damladır, oysa ki kendi için kendisi ne kadar da büyüktür. Kurallar, süreçler, herşeyin testlere ve ölçümlere dayandığı sistemler arasında, karar vermenin bile otomatize olduğu çağımızda, insiyatif bile bilgisayarlara, oranlara bağlandı. Ama herkesin bu kadar süreç içinde bir kanaat notu olmalı dedim, diyorum diyeceğim. Benim için verilen bir şans sadece bir şans iken kimieri için ‘’hayat’’ anlamına gelebiliyor oysa ki… Herkesin eleştirdiği birine sadece uzun uzun sarılmanın ona ne kadar iyi geleceğine inandığım için ‘’ben’’ im. Continue reading ‘Ruhum’