Archive for the 'Günlük Öyküler' CategoryPage 2 of 2

Mucize Bal Limon

Hastalık süreçlerinde alternatif tedavilere duyulan ilgi ile birlikte çay firmalarının birsürü bitkiyi bizim için harmanlayıp paketlemesi bu aralar işimize çok yarar oldu. Bu sene moda olan ekinezya çayı soğuk algınlığındaki en yakın kurtarıcımız oldu. Grip olduğumuzda kuşbunu, gergin olduğumuzda Melissa, sindirime yardımcı sinameki derken evlerimiz bitkilerle doldu taştı. Geçen hafta eşimin öksürükle şiddetleren gribi sebebi ile çok eskilere gidip mutfağa girdim. Küçükken grip olduğumuzda teyzem bize hep bal limon yapar içirirdi. O zamanlar tadının çok ekşi olması ile birlikte baskın gelen tatlı aroma yüzünden bu içecekten kaçardık çünkü bu mucizevi karışımın iki günde bizi ayağa kaldırması lüksünü farkedemeyecek kadar çocuktuk. Çok zaman sonra hepimizin sıkça kullandığı bir pastil markası limonlu ve portakallı pastillerinin yanına bal limonlu pastili çıkarınca teyzem tıp dünyasının sonunda onun doğal ilaçlarına değer vermeye başladığı fikrine kapılıp hipokrat yeminleri bile etmişti. Büyüyüp hastalandığımız zaman kendi başımızın çaresine bakma zamanlaımız gelince bal limonun neden gribimize bu kadar iyi geldiğini araştırarak öğrendim. Bal zaten doğal ve gerçek ise mucizevi bir tedavi deposu ki limonla birlikte sıcak suda eridiğinde içimi sırasındaki buğu ve nem solunum yollarını yumuşatan öksürüğü azaltan özelliklere sahip. Limon ise gerçek bir C vitamini deposu. Bu sebeplerden ötürü bal limon ilk defa içen ve ilk başlarda da tereddüt eden eşime çok iyi geldi ve bu doğan ilacı herkesle paylaşacak kadar çok beğendi.Malzemeler

  • 1 limonun suyu
  • 1 bardak su
  • 2 tatlı kaşığı bal

Tarifi

Suyu bir cezveye alıp ocağın altını yakın ve içine limon suyunu ekleyin. Limonlu su kaynayınca içine 2 tatlı kaşığı balı ekleyip 1¬¬ 2 defa kaıştırdıktan sonra ocağı kapatıp bal limon karışımını bardağa alın ve sıcakkken tüketin.

Canım tatlı çektiğinde…

Atıştırmak için alelacele hazırlanan kahvalti sofrasından,özenle hazırlanmış misafir sofrasına kadar her yemeğin bir öyküsü var bence. Hatta bazen hazırlamadan direk satın alınıp tüketilen şeylerin bile fazlaca öyküleri olabiliyor. Ben de bu hafta kültürümüzün bir parçası olan kuruyemişçiye uğrayıp çocukluğumuza ait küçük tatlı şeyler aldım. Kapı önünde kavrulan leblebilerin kokusunun ilk ulaştığı yer olan bir apartmanın 1. katında doğdum ben. Bu yüzden hepimizin sokaktan ”Anneeee, para at!” seslenişleri bana ıvır zıvıra dönüşen madeni paralaı hatırlatıyor. Hafta işi iş çıkışı Levent Çarşıda yürürken mendil almak için girdiğim kuruyemişçide gördüğüm bu erik pestili de beni direk o günlere götürdü. Şimdilerde çoğu insanın unuttuğu hatta birçok çocuğun bilmediği pestiller, bizim zamanımızda aburcubur isteklerimize karşılık annemin alıp elimize tutuşturduğu şekerli meyvelerdi ve çok hoşumuza giderdi.Aradan geçen zamanda hazır ve hızlı tüketilen yiyeceklerin hayatımıza birden bire girişi ile pestil, kuru kayısı ve kuru vişne gibi yemişler unutulsa da yeni yeni beslenme uzamanlarımızın hayatlarımıza giriş ile hatırlanır oldu.Ben de sağlıklı beslenme adına şu günlerde canım tatlı çektiğinde, ya da midemin kazındığı ara öğünlerde bol bol vişne kurusu tüketiyorum. Metabolizmayı hızlandırması, boşaltım sistemine yararları, selülit önleyici olması ve ihtiva ettiği meyvenin yararları ile birlikte hepimizin sofrasında bulunması gerektiğine inanıyorum. Yakın zamanda da kuru meyvelerin kaynatılarak yapıldığı hoşaflardan deneyeceğim.