
Geçtiğimiz aralık ayında kuzenim ile Paris’de yaptığımız 24 saatlik gezinti sırasında ikimizin de ilgi alanına göre birbirinden farklı anıları oldu. Kuzenim Paris’in sanatsal tün yönleri ile büyük bir hayranlık ile ilgilenirken ben tabiî ki Creme Brule’yi nerde yiyebiliriz, su pastanedekiler nedir acaba, Paris’e gelmişim kahvaltımı croissant ile yaparım şeklinde gezinip duruyordum. Opera binasından Louvre Müzesi’ne kadar yürüyerek gitmeyi planlamıştık ve ben de bu arada yoldan bir croissant almak için etrafıma bakınmaya başladım. Bir tarafında atışırmalık pastane ürüneri, diğer tarafında tereyağı süt gibi taze ürünler satan, ortasında da oturup kahve içebileceğiniz minik masalarının bulunduğu bir pastaneye girdik. İngilizce olarak istediğim croissantların Fransızca telaffuzları sinirli bir şekilde bana söylenirken (bütün garsonlar böyle) birden kuzenimin çok önemli bir şey keşfetmiş de Eureka! Diye bağırıyormuş gibi sesiyle ona döndüm. Bana ‘’Kuzen bunlardan da alalım nolurr Joey (Friends) sürekli bunlardan yiyordu!. Kuzenimin daha önce yemediği, fakat Joey sürekli yediği için adını görür görmez yemek istediği Madeleines’lerden aldık ve tabiî ki bayıla bayıla yedik. Paris’den Almanya’ya döndüğümüzde bir süpermarkette kutuda satılan Madeleines’lerden görünce alıp kuzenime sürpriz yapmıştım. Ve kuzenime Madeleines yapmayı öğreneceğime, o Türkiye’ye geldiğinde de yapacağıma söz vermiştim.İşte malzemelerini alıp haftalardır yapmaya bir türlü fırsat bulamadığım Madeleines’lerden bugun yapabildim. Yerken Paris’de geçirdiğimiz eğlenceli anları bir daha yaşadım.Bence benim yaptıklarım, Paris’d yediklerimiz kadar güzel oldu ama sanırım bunun da kararını ileride yapacağım Madeleines’lerden yiyecek olan kuzenim verecek.
Tarifi Food Network’den aldım. Türkçeye çevirirken yanlış yapmaktan çok korktuğum için yapım aşamasında sürekli tedirgin oldum. Benim12 adet Madeleines içeren tek bir kalıbım olduğu için tarifi tam 2 ye bölerek yaptım, bu halde bile hamurun tümünü 4 kerede pişirebildim. Ama esas kıvam ve lezzet 4. pişirmede tam oturdu.
Malzemeler amerikan ölçülerine göre verilmiş. Mutfağında bu ölçü kapları bulunanlar olabilir diye ben bunları türk ölçülerine çevirmeden yazıyorum. Fakat malzemesi olmayanlar için de açıklamayı ekliyorum.
1 cup: 250 ml’lik su bardağı = Yaklaşık 1+1/4 su bardağına karşılık geliyor.
1 tsp: 5 ml’lik kaşık = Yaklaşık 1 tatlı kaşığına karşılık geliyor.
Malzemeler;
1 cup un
1 tsp kabartma tozu
½ tsp tuz
2 tsp limon kabuğu rendesi
½ cup eritilmiş tereyağ
1 tsp limon suyu
1 cup şeker
3 adet yumurta
Fırını 160 dereceye ayarlayın.
Derin bir kaba unu eleyin. İçine kabartma tozu, tuz ve limon kabuğu rendesini ekleyerek iyice karıştrın. Küçük bir kapta yumurtaları cırpın.Başka bir kapta da tereyağ ile şekeri beyaz olana kadar mikser ile çırpın. Limon suyunu ekleyip çırpmaya devam edin. En son çırpılmış yumurtaları ekleyip karışım iyice harmanlanana kadar karıştırın. Bu karışıma ilk başta yaptığınız un karışımını yavaş yavaş ekleyerek bir kek hamuru elde edin. Karışım kek karışımından biraz daha koyu oluyor, bu yüzden kalıba dikkatlice dökmek gerekiyor. Kalıbı mutfak fırçası yardımı ile yağlayın. Her bir çukurun ¾ ünü doldurun. Isıtılmış fırında tam 20 dakika pişirin Fırından çıkan madeleines leri 5 dakika oda sıcaklığında beklettikten sonra kalıptan çıkarın.
Bir dilim kek, yıllar önce çok güzel bir havada yediğim bir akşam yemeği ya da çok keyifle pişirip yine keyifle paylaştığım bir yemek çok uzun yıllar hafızamda tazeliğini korurlar.Çoğu zaman acaba yemek yapmaktan ve yemekten keyif alan herkes benim gibi mi düşünüyor diye merak ederim. Birçok kişinin attan düşmüştüm, annem beni parka götürmüştü ya da çok kar yağmıştı diye hatırladığı ilk çocukluk anıları bende hep hazırlanmış bir sofra ve yanında buram buram muhabbetten geriye gidemez. Yine böyle çocukluk anılarımdan biri de beni annemlere karşı gondola bindirmeyeceğine söz vererek lüneparka götürmeye izin almış kuzenimle tabiîki defalarca gondola binmişken park dönüşü uğradığımız Gamze Pastanesi vitrinleridir. Muzlu rulo dilim pastası, Mabel’in şemsiye çikolatası, çilekli tartlar hep vazgeçemediklerimiz olmuştur.İkimizin arasındaki bu ‘’Şeker Kardeşliği’’ yenilenlerin aynı kalması ama okuduğumuz, çalıştığımız ya da gezdiğimiz mekanların değişmesi ile birlikte keşfedilen yeni pastaneler ile birlikte gelişti. Ve sabahları kalktığında canı tatlı isteyen kuzenimin reçel, bal ya da nutella yerine vişne reçeline batırılmış kek yemesi ile birlikte paylaştığımız tatların şeker etrafında oluşturdukları bağ sonunda vişneli mekik olarak damgasını vurdu. Ben de böylece yaptığım her tatlı tarifini ilk kuznime yedirmenin sevinci ile kendisini şekerli tariflerimin gurmesi yaptım. Bu tarif de bundan önce çalıştığımız ofisimizde cumartesi sabahları kahvaltısı olarak Panex’den aldığımız ‘’Vişneli Mekik’’’leri anmak üzere tarafımca yapılmış, ve hepsi bir anda kuzenimce tüketilmiş küçük şirin şeyler oldu.
Burada Mekik adı ile yediğimiz küçük kekleri Fransizlar küçük ama çeşitli şekillerde özellikle de kare olarak yapıp ‘’Financiers’’ adı ile kahve yanında tüketiyorlar. Bizdeki mekiğin en ünlüsü tabiî ki vişneli olanı. Ama Financiers’in orijinal tarifinde Fransiz tereyağı toz badem bulunuyor.. Ben hem daha önce yediğim Financiers’lere benetmek hem de kuzenime beğendirmek adına, bir gazetenin verdiği yemek tarifi ekindeki Portakallı Mekik tarfinde sıvı yağı tereyağına, portakalı vişneye çevirip, toz bdem ekleyerek yaptım ve kuzenimden tam puan aldım.
(Fransızlar küçük keklerinde esmer tereyağı isminde bir tereyağı kullanıyorlar. Ben Türkiye’de henüz bulamadım ama burada bunu elde etmek için tereyağını eritirken hafif kahverengileşene kadar yakmayı öneriyorlar. Ama ben ilk defa denediğim bu tarifi riske atmamak için bu yöntemi denemedim.)
Malzemeler;
4 adet yumurta akı
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 çay bardağı toz badem
110 gr. Eritilmiş tereyağ
Tarifi;
Fırını 160 dereceye getirin. Küçün bir tencereyi ocağın en küçük gözüne alıp altını en kısıkta yakın. Bu tencerenin içinde yumurta akı ve şekeri, elektrikli mikser ile şeker eriyene kadar çırpıp ocaktan alın. Un, kabartma tozu ve vanilyayı birlikte ekleyip karıştırın. Eritilmiş tereyağını ekleyip karıştırdıktan sonra toz bademi ekleyin ve bir kaşık yardımı ile mekik kabına dikkatlice boşaltın. Bu tarifte kabrtma tozu olduğu için kalıbın %70 inin doldurulması öneriliyor ama benim mekik kalıbım çok derin olmadığı için neredeyse tamamını doldurdum ve biraz tombik mekikler elde ettim. 10 gözlü mekik çukurların dolduktan sonra artan karışımı yağladığım küçük kalk kalıbımıma koydum. Fırında üzeri pembeleşene kadar yaklaşık 35-40 dakika pişirdim. 10-15 dakika ılındıntn sonra silikon mekik kalıbından kolayca çıkardım.

Bir arkadaşım bana günlük hayatta karşılaştığı olaylardan çıkardığı dersleri anlatıyordu. Hepimiz birçok kez binmişizdir uçağa. Hosteslerin uçuşdan önce güvenliğimiz için anlattıkları arasında oksijen maskeleri ile ilgili bir bölküm vardır. Hava basıncının düşmesi ile açılan oksijen maskeleri hakkında hep ‘’ İlk önce kedinizinkini sonra çocuğunuzun maskesini takınız’’ derler. Bunun sebebi çok açıktır: çünkü eğer kendi maskemizi takmadan çocuğumuzun maskesini takmaya çalışır isek, başımıza gelebilecek bir olumsuzluk sonucu cocuğumuzun maskesini de takamayabilir ve böylece 2 hayatı birden tehlikete atabiliriz. Halbuki ilk önce kendi maskemizi takarsak, diğer maskeyi rahatlıkla takabiliriz.Bu sohbetten beri ‘’kendi maskemi takmayı’’ düşünüyorum. Kendi sağlığımı ve moralimi yüksek tutarak belki de kaç kişinin maskesini takma becerimi ayakta tutabiliyorum?
İnsan bazen hiç ummadığı anlarda ve tadlarda kendisini birden enerji yüklenmiş, motive bir şekilde bulabiliyor ayna karşısında ve bu şekilde yanındakinin maskesini çok rahat takabiliyor. Eskiden beri bir dilim kek ve sıcak şekerli süt eşliğinde okunan kitabın bana enerji verdiğine inanırım. Hele günlerden Pazar, hava yağmurlu ise ve kitabım da akşam beni uykusuz bırakacak kadar sürükleyici ise…
İşte ben de bu pazar eskiden ilkokuldayken dersten çıkıp eve gelirken yol üstündeki Gamze Pastanesi’nden aldığım muffin şeklinde üzerine toz şeker serpilmiş portakallı keklerin enerjisine ihtiyaç duydum. Bunu hala inanarak söylüyorum ki, en bitkin anımda bile bir pastanenin önünden geçerken vitrinde gördüğüm en süslü şeyde gözümü kapatıp onun eşliğinde demlenmiş sıcacık bir bardak çay ya da kahve hayali beni kendime getirir.
Ben muffin kalıbım olmasa da normal kek kalıbında portakallı kek yapıp, üzerine toz şeker serpip afiyetle yedim.
(Ben keklerimin pastane keki gibi yumuşacık olmasını istediğim zaman (istemeye istemeye) margarin kullanıyorum. Eğer siz kullanmak istemiyorsanız tarifteki ½ paket margarin+ ½ çay bardağı sıcıyağ yerine 1 su bardağı sıvıyağ kullanabilirsiniz. Bu şekilde de aynı tadı yakalayabilirsiniz.)
Malzemeler
3 yumurta
1,5 bardak şeker
½ paket margarin
½ çay bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
3 bardak un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 portakal kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı portakal suyu.
Hazırlanışı
Fırın ısısını 180 dereceye getirin. 3 yumurtayı beyazları ve sarıları iyice karışana kadar mnikserin önce düşük sonra hızlı devrinde iyice çırpın.Arsından şekerleri ekleyip yine sıkı bir karışım yakalayana kadar (yaklaşık 4-5 dk) karıştırın. Oda sıcaklığında yumuşamış margarini ve sıvıyağı ekleyip karıştırmaya devam edin. Ardından sütü ekleyin ve karıştıurmaya devam edin. Önemli olan her bir malzemeyi sıra ile ekleyip bir sonrakini eklemeden öncekilerin iyice karışmasını sağlamak. En son un kabartma tozu ve vanilyayı aynı anda ekleyin ve karışım iyice harmanlanana kadar karıştırın. Portakal suyu ve rendesini ekleyip 1-2 dakha karıştırdıktan sonra karışımı kek kalıbına alın. Ben kek kalıbım silikon olduğu için kalıbı yağlamadım ama diğper kalıplar için sıvıyağ ile yağlayıp üzerine eliniz ya da kevgir yardımı ile un gezdirirseniz kalıbınız yapışmaz. Keki fırında 180 derecede 50 dk, sonra 150 derecede 10 dk pişirin. İçini bir kürdan batırarak pişip pişmediğini kontrol edin. Eğer işçi pişmemişse 150 derecede 5-7 dakika daha pişirebilirsiniz.