Archive for the 'Kurabiye Öyküleri' CategoryPage 2 of 2

Ayrılık İsyanı


Elimde bir kadeh şarap ile sakin bir akşamüzeri beklerken uzaklardan yağmur getiren bulutlar serin rüzgârı salıverdiler üzerime. Hem de tam da hayallerimle çatışan benliğimdeki gelgitler gibi, birden, aniden ve henüz alışamadan birinden diğerine atlayıverir gibi. Kendime koşulsuz benzettiğim poyraz en sert haliyle ayağımdaki kumlara kadar geldi sonra da bir tokat gibi yüzüme vurdu. Ve ben, yıllardan beri lodos fırtınası ile terk edişleri yaşayan ben, hiç alışık olmadığım bir biçimde en sevdiğim rüzgâr ile terk ediyorum seni. Henüz beni baştan aşağı ıslatan o büyük dalgayı göremeden, kapkara suları aydınlatan mehtapta kürek bile çekemeden ve henüz adam akıllı sarhoş bile olamadan gidiyorum. İçime doldurduğun huzuru, aynaya baktığımda gördüğüm kadını güçlendiren sesini, hiç de istemeyerek, apaçık zorla başka zevklere tercih edip beni sensizliğe mahkûm ediyorum.

Oysa ben, tam da senin sesinin en güzel çıktığı bir akşamüstü nihavent şarkısında seninle olamadığım için ilk kez bu yıl yarım hissediyorum kendimi. İlk kez bir şeyler eksik, ilacını içmeden uyuyakalan hasta insanlar kadar muhtacım oysa sana.

İçimdeki beni benden alıp, beni bensizliğe mahkûm eden şu kısacık hayatım, seni de benden ayırdı, kopardı attı yakın uzaklara. Ben gidiyorum. Aynadaki diğer yüzümü burada bırakarak, seni istemeyerek başka zevklere terk ediyorum ve yıllar sonra pişman olacağımı bilerek. Severek ayrılan esas oğlan gibi, içim kanaya kanaya, ağlayarak gidiyorum. Sen tüm güzelliğinde burada beni beklerken, sana kavuşamamanın bedelini ödemeye başlayarak gidiyorum. Gözüm arkada kalarak, tatlı poyrazı koynunda bırakıp ve ilk kez hayata isyan ederek gidiyorum.

Ben gidiyorum…

Diyet kestane püreli diyet kurabiye
Malzemeler;

1 yumurta
¼ su bardağı esmer şeker
½ su bardağı kestane püresi
½ su bardağı erimiş tereyağ
1+1/2 su bardağı tam buğday unu
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
½ su bardağı damla çikolata

Hazırlanışı;

1-Fırın ısısını 180 dereceye getirin.
2-Yağ, yumurta, şeker ve kestane püresini karıştırın.
3-Ayrı bir kapta un, kabartma tozu ve tuzu karıştırın.
4-İki karışımı birbirine yedirip kurabiye hamurunu hazırlayın.
5-En son damla çikolatayı ekleyip bir tatlı kaşığı yardımı ile tepsiye kurabiyeleri dizin.
6-15-20 dakika pembeleşene kadar pişirin.

Elimde olanlar ve olmayanlar..


Hafta sonu eşimle çocukluk fotoğraflarıma baktık. Benim ömrüme yeni bir gün eklendikçe ve ben hep bir önceki günün resimlerine baktıkça eski zamanları daha çok özler oluyorum. Bu yüzden de hep özlediğim şeyleri, yaşadığım ya da yaşamayı umduğum şeyleri yazmak istiyorum. Teknolojinin ve gelişmişliğin hayatımdaki bir sürü şeyi geliştirip değiştirdiğini ve bana kolaylık sağladığını biliyorum ama insan hayatındaki her şeyin teraziye konduğu ve bir iyi bir kötü tarafını ayrı ayrı tartıldığı zamanlar olmaz mı? Ben de her şeyi tarttım o resimlerle. Elimdekiler ile değiştireceğim şeylerin artılarının eksilerle kıyaslamasının yapılmadığını ve muhasebesel deyimle hiçbir hesabın açık vermediği bir durumda al oyuncaklarını ver bebeklerimi misali her şeyi değiş tokuş etmek istedim hayatla. O bana ne verdi ise iade edip vermediklerini zorla almak istedim.

Okuduk, kendimizi geliştirdik, para kazanmak istedik, ha şunu da yapayım ha bunu da yapayım derken 30 yaşına geldik ve hala anne olamadık. Ben elimdeki diplomanın, kariyerin, gelişmişliğin elimden alınıp anneliğin bana verilmesini istiyorum. Belimden kapkalın bir kemerle iyice sıktırılmış puantiyeli bir elbise ile küt kesilmiş saçlarıma upuzun bir bant takıp bir elimde bir de kucağımda iki çocuğumla henüz gencecikken resimlerim olsun istiyorum. Haydi gardırobumdaki spor ayakkabıları, bol pantolonları, yakası paçası ayrı yerdeki bütün kıyafetleri atıyorum. Ben incecik topuklu ayakkabılar, rugan küçücük bir çanta bir de yakası kocaman ama yere kadar kabarık bir manto istiyorum. Evet evet ben ayağımdaki spor ayakkabının rahatlığını, bana aynaya baktığımda huzur verecek iğne topuk ayakkabının fiyakası ile değiştiriyorum var mı itirazı olan?

Kapağında o restaurant, bu balıkçı, şu gazinonun amblemi olan bir çerçevede kıpkırmızı rujum ve buğulu makyajımla kol düğmesi takmış eşime bakan fotoğraflarım olsun. Evet dijital çekilmiş on bin tane fotoğrafımı geri verip karşılığında en doğan halim ile çıktığım buğulu fotoğraflarım olsun istiyorum.

Ben bütün o rahat eşofmanlarımı pijamalarımı geri verip gerisin geriye süslü ev kıyafetleri istiyorum. Cumartesi sabahı yataktan kalktığım pijamalarım ile öğleden sonraya kadar kaşınarak gazete okumak ve kahve içme lüksümden vazgeçtim, ben erkenden kalkıp kahvaltımı yapmak çayımı ise süslü ev kıyafetlerimi makyajımla tamamlayıp camımın önündeki tek kişilik berjer koltuğumda porselen çay takımımla içmek istiyorum.

Cep telefonum, bilgisayarım, elektrikli ev aletlerim mi? Hepsini verdim hayata iade olarak, karşılığında tavandan yere kadar koyu kahverengi gül ağacından bir kitaplık yaptırdım oturma odama, bu kitaplığa da sığmayan kitaplarım için evimin başka neresine kitaplık yaptırdım diye düşünüyorum şu aralar.

Oh ne güzel televizyondaki aptal dizileri zaplamaktan da kurtuldum artık, akşamları küçük radyomda Müzeyyen Senar eşliğinde dinlenmiş ruhum ile keyifli sohbetler yapıyor, uzun yemek sofralarının tadını çıkarıyorum. Cep telefonu olmadığı için haber veremeyen çat kapı gelen sevdiklerimin kapı ziller bende merakla karışık sürpriz heyecanlar yaratıyor, ben de duygularımla tekrar tekrar tanışıyorum.

Arabamı da veriyorum geriye, tenha kimsesiz İstanbul sokaklarında rahat rahat yürürüm ben. Hava güneşli ise beyaz bir şapka takar, bunaldığın an bir bankta tek başıma oturabilir, dönüş yolunda da sadece limonata ve kurabiye satan bir pastanede demir bir tabak ve kalın camlı bir bardak limonata ile fıstıklı kurabiye yiyebilirim.

Malzemeler;

120 gr tereyağı
1 yumurta
3 çorba kaşığı pudra şekeri
1 tutam deniz tuzu
1 paket kabartma tozu
1 + ¼ bardak un
2 yemek kaşığı toz Antep fıstığı

Hazırlanışı;

1- Tereyağı ve yumurtayı dolaptan çıkarıp, yarım saat kadar oda ısısına gelmesini bekleyin.
2- Un, Pudra şekeri, kabartma tozu ve deniz tuzunu bir kaba eleyin.
3- Una tereyağı, yumurta ve Antep fıstığını ekleyip iyice yoğurun.
4- Hamuru 15–20 dakika dolapta dinlenmeye bırakın.
5- Hamuru dolaptan çıkardığınız zaman fırın ısısını 180 dereceye getirin.
6- Hamuru 2 eşit parçaya ayırıp ince açın.
7- Her iki parçadan kalk kurabiye kalıbı ile hamurları çıkarıp ikisini üst üste koyun ve kenarını bir tutam fıstık ile süsleyin.
8- Yalpı kağıt serili fırın tepsisine kurabiyeleri dizin
9- 180 derece ısıtılmış fırında tam 15 dakika pişirin ve soğuması için fırın telinde dinlendirin.

NOT:
1-Bu kurabiye tarifini sevgililer günü kurabiyesi olarak bir gazeteden defterime yazmışım. Kurabiyenin tamamı kakaolu ve kalp kalıpla kesilerek yapılıyor. Ama ben evdeki toz antepfıstığı değerlendirmek için değiştirdim.
2-Tarif sevgililer günü tarifi olduğu için kurabiye sayısı az çıkıyor, tarif 1 ölçü arttırılabilir. Ama bu ölçü ile de 20–22 tane kurabiye çıktı.

Elmalı Bahanesi

Üzerinden vızır vızır arabaların geçtiği bir caddede oturduğumuz için Cuma akşamından dayımlara gidip tüm hafta sonu kalmayı pek severdim. Daha sonra aynı apartmanda ilk gençliğimizi beraber geçirip kardeş gibi olacağımız kuzenlerimle, daha o apartmanın yerinde küçük bahçeli bir ev varken paylaştıklarımız benim çocukluk anılarımın %80 ini oluşturur diyebilirim. Anlatılanlara göre ben küçük bir bebekken yengemin bana sarılıp benimle beraber uyumasından mıdır, benim her hafta sonu onlarda kalışımdan mıdır bilmem, yengemi o kadar severdim ki 2 kız 1 erkek kardeş olan annemler bana hep 3 kız kardeşler dayım da benim eniştemmiş gibi gelirdi. Annemin beni dayımlardan alışı olan Pazar günlerinde genelde teyzem de orada olur, annemler çay keyfi ile sohbet ederken biz çocuklar da ayrı ayrı oyunlar oynardık. Bu toplanmaların en güzel yanı yengemin yaptığı birbirinden güzel börekler çöreklerdi tabiî ki. Kimi yengemin kıymalı böreğini bayıla bayılar yerdi kimisi nefis çorbalarını. Ama ben en çok elmalı kurabiyesine bayılırdım. Ama yoğrulan, dinlendirilen, açılan ,sarılan ve pişirilen bu hamur bu kadar zahmetli olmasından ötürü her zaman yapılmaz, ancak doğum günleri kutlamalar gibi özel günlerde yapılırdı. Ama ben bu özel günler dışında da doya doya elmalı kurabiye yemek istiyordum, kendim kaç kere denediysem de yengem kadar leziz elmalı yapamıyordum ve buna bir çözüm bulmak gerekiyordu. İlk olarak annemin ameliyat olduğu gün kendime bir yol bulmuştum. Annem hastaneden eve gelecekti ve teyzemler de evde annem için hazırlık yapıyorlardı. Ben yengeme gidip akşam annemi ziyaret ettiğimi ve annemin canının çok elmalı kurabiye çektiğini yengeme iletmemi istediğini söyledim. Akşamüzerine kocaman 1 tepsi elmalı kurabiye bizim evdeydi ve kimseyle de paylaşmam gerekmiyordu! Yengemin bu yaptığını anlamadığını zannederek gireceğim bir yazılı sınavı öncesi yine yengeme gidip canımın çok elmalı istediğini söyleyip kendimi acındırmıştım. Abimin askerden gelirken yoldan telefon açıp elmalı istediğini söylemesi de yalanı en çok belli olan bahaneydi. Kuzenimin evde yapılan nişanı, kolu kırılan insanlar, önemli toplantılar gibi her şeyde yengem senelerce elmalı yapıp durdu. Benimkisi hani şu reklamlardaki Albeni bahanesi gibi bir şeydi.

Şu sıralar yurtdışında yaşayan kuzenim her Türkiye’ye gelişinde bütün aile yengemde toplanıyoruz ve yengem elmalı kurabiye yapıyor. Kuzenim geçenlerde bu yaz kesin dönüş yapmayı düşündüğünü söylediğinden beri bir elmalı kurabiye bahanesi arayıp durdum bahane bulamayınca da kalktım elmalı kurabiyenin ta kendisini yaptım!

Ta ta ta taam! Karşınızda meşhur yenge elmalısı!

Herksin bir elmalı kurabiye tarifi ve öyküsü muhakkak vardır. Ben de kendiminkini bu etkinlik adına sizlerle paylaşmak istedim.

(NOT: 1-Tarifte aldığı kadar un yazıyordu ama ben tarif belli olsun diye ölçerek koydum. Unun markası, oda sıcaklığı, yoğurma şekline göre herkesin un ölçüsü değişecektir, fakat sapılan rakam aşağı yukarı yarım su bardağından fazla olmayacaktır.
2-İçi için tarifte 1,5 su bardağı şeker vardı, ben 1 s bardağı kullandım keşke daha da az kullansaydım, sanırım bu da damak zevkine göre değişecektir.)

Malzemeler,

Hamur için;

1 paket margarin
1 çay bardağı yoğurt
1 yumurta
1.5 çay bardağı toz şeker
1 tutam deniz tuzu
1 paket kabartma tozu
3.5 su bardağı un

İç malzemesi;

3 adet kırmızı elma
1 su bardağı toz şeker
3 tatlı kaşığı tarçın

Üzerine;

Pudra şekeri

Hazırlanışı;

1-Hamur için tüm malzemeleri oda sıcaklığına getirmek için dolaptan çıkarın.
2-Yoğurma kabına tüm hamur malzemelerini alıp yumuşak bir hamur elde edene kadar iyice yoğurun.
3-Hamur dinlendirmek için buzdolabına koyun.
4-İç malzemesi için elmaları rendeleyip orta ateşte şeker ve tarçın ile şeker eriyene kadar pişirin.
5-Fırın ısısını 175 dereceye getirin
6-Hamuru 3 parçaya ayırıp her bir parçayı 0,5 cm kalınlığında açın.
7-Her bir daireyi 8 eşit parçaya bölüp ortalarına harçtan koyup sigara böreği sarar gibi sarın.
8-Kurabiyeleri yağlı kağıt serili tepsiye çok da yan yana olmamak kaydı ile dizin.
9–175 derecede 25-30 dakika kenarları kızarmaya başlayana kadar pişirin.
10-Sıcakken üzerine pudra şekeri serpin.

Kitaplar ve Bisküvi


Tam 5 yaşında iken annem ve babam yapacakları bir seyahat dolayısı ile beni teyzeme bırakmışlardı. Ben evlerimizin yakınlığı sebebi ile zaten her gün teyzemi gördüğüm için öyle mızıklandığım annemi aradığım bir zaman aralığından çok annemi özlemeyeyim diye sürekli etrafımda dolanan insanların olduğu bir evde olmak doğan olarak 5 yaşında olan ben’i bayağı bir memnun etmişti. Hem bizim evimiz cadde üzerinde olduğu için ara sokakta olan ve çocukların sürekli kapı önünde lastik atlayıp oyun oynadıkları teyzemin evinde kalmak hiç de fena sayılmazdı. Günlerim çok güzel geçse de tek huzursuz olduğum zamanlar geceleriydi. Evimizdeyken yanında parmaklıkları olan bir yatakta yatmaya alışmış olan ben, teyzemlerde ise düz bir karyolada uyurken kendimi sürekli yerde buluyordum. Hatta bir keresinde yere düşmekten uyanmış, hava aydınlandığı için sabah oldu zannetmiş masaya oturup teyzemin bana kahvaltı getirmesini beklemiştim. Fakat herhalde sabah çok erken olduğu için herkes uyuyordu ve ben oturup uyandığım ve acıktığım için teyzeme şiir bile yazmıştım. Uyandığında beni kahvaltı masasında şiir okurken bulan teyzem önce korkmuş sonra gülmeye başlamıştı.

Gündüzleri teyzemin, ailesi tatile gittiği için teyzesinin evinde kalan bir karakterin oynadığı çizgi filmi videoya koyması ile başlardı. Teyzem her halde ev işleri yapardı ki bu arada ben oyalanayım diye bana çizgi film açıyordu. Öğleden sonra evin önüne seyyar salıncakçı gelirdi. Günlerce defalarca binsem de bıkmadığım bu salıncağa yoğurtçunun çıngırağı eşliğinde biner dakikalarca dönerim. Günün en zevkli dakikaları eniştemin beni evin yakınlarında bir parka götürüp hoppidi zıppıdi oynatması ile devam ederdi. Ama en güzel vakit kuzenlerimin okuldan gelmesi ile başlardı. Benden 6 yaş büyük olan teyzemin kızı her akşam bana alfabeden başka bir harf öğretirdi. Annemlerin tatili 15 gün sürmesine rağmen ben alfabedeki bütün harfleri öğrenmiş heceleri bile okumaya başlamıştım. İki heceyi birleştiremediğim için henüz hiçbir cümleyi okuyamıyordum ama o zamanların en moda kitabı Ayşegül’ün bana okunan kitaplarını o kadar çok incelemiştim ki, resimlere bakıp hafızamda kalanlarla okuyormuş gibi yapabiliyordum.

Annemler geldiği zaman benim bu öğrendiklerimi gördükleri zaman elbette ki çok şaşırmışlardı. Ben tabi okuduğumu düşünerek annemin bana seyahatinden getirdiği bütün oyuncakları, hediyeleri bir kenara itip annemden bana kitap almasını istemiştim. Annem de bana Ayşegül Piknikte, Ayşegül tatilde gibi bir sürü Ayşegül kitabı almıştı.

Geçen hafta sonu bir süpermarkette indirimli sepetlerin birine çocuk kitaplar klasiklerini koymuşlar. Biz dayanamayıp bir sürü çocuk kitabı aldık. Bu kitaplar da bana işte teyzemde geçen ve alfabeyi öğrendiğim o günlere götürdü.


O günleri düşündüğümde hep aklıma portakal aromalı tatlar geliyor. O muydu bu muydu diye düşünürken yepyeni bir tarif denemek istedim ve Lezzet Dergisi’nden’’ Portakal Aromalı Yıldız Bisküvi’’yi denedim. Bu bisküvi tam da kitap okurken kahve ile birlikte atıştırmalık bir tat. Ben Monte Kristo Kontu ile birlikte atıştırdım, siz hangi çocuk kitabını karıştırırken atıştırmak istersiniz?

Not: 1-175 gr un ilk başta bile bana çok az geldi, kıvamı tutturana kadar 1.5-2 bardak daha un ekledim.
2-Pişerken zamanlamaya çok dikkat ettim, çünkü zaten sert olan bisküvi kızarınca kuruyabiliyor.
3-Ben çikolata parçası kullanmadım.

Malzemeler;

175 gr un
75 gr nişasta
125 gr margarin
1 su bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 çorba kaşığı kakao
100 gr rendelenmiş çikolata
1 rendelenmiş postakal kabuğu
1 tutam tuz

Hazırlanışı;

1-Margarini dolaptan çıkarın ve oda ısısında yumuşatın
2-Unu karıştırma kabına eleyip, şeker, kakao, nişasta, kabartma tozu ve tuz ile birlikte iyice harmanlayın.
3-Bir diğer kapta da yumurta, margarin ve rendelenmiş çikolata ile portakal kabuğunu karıştırın.
4- Unlu karışı ile diğerini karıştırıp iyice yoğurun ve elde ettiğiniz kurabiye hamurunu, streç folyoya sarıp buzdolabında yarım saat dinlendirin.
5- Fırını 170 dereceye ayarlayın.
6-Hamuru unlanmış tezgahta 1 cm kalınlığında açıp yıldız şekilli kalıpla kesin ve yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizin.
7- 170 derecede 20 dakika pişirin.

Un Ölçüsü Olan Kurabiye


Sonunda ben de kurabiye yapabildim! İçinde 40 çeşit ürün bulunduran bilmemneli yöresel pilavları bile denemekten korkmayan, deneyince başarabilen, hatta onu ona ekleyerek çeşitli spesyaliteler uydurabilen ben, evet itiraf ediyorum hayatimda hiç hamurişi yapamadım. Mini mini bir kiz çocuğuyken çoğunuz kurabiye, açma, poğaça gibi şeyler denerken ben denemelerimden sadece keklerimden sonuç alabiliyordum. Çünkü binbir özenle yoğurup şekil verdiğim kurabiyelerim fırına girikten sonraki 5. dakikasında yayılır ve tepsi ile bütün dikdörtgen pasta keki görünümünde bir şey olurdu. Hatta çok sevdiğim sekerpareyi, hurma tatlısını ne kadar farklı kişinin tarifinden de denesem hep aynı sonucu elde etmekten o kadar sıkıldım ki, ben de çözümü ortaya çıkan tarifin görünümü ne olursa olsun üzerine şerbetini döküp revani gibi dilim dilim keserek yemekte buldum. Hele hele tariflerdeki ‘’aldığı kadar un’’ kavramını kimlere sorduysam da bir türlü kavrayamamış olacağım ki bana göre alacağı kadarını almış bir hamur ya hala elime yapışır ya da Kalamiti Ceyn’in kurabiyeleri gibi kafamı delecek kadar sert olurdu. Hani herkesin hayatta beceremediği, üzerine gitse de çözemediği şeyler vardır ya, hamur işleri de benim için bu kategorinin dışına çıkamadılar maalesef. Ama yine de inatla mayalanması için dinlendirdiğim ama mayadan eser olmayan hamuru pişirmeye, bana göre incecik olan börek hamurlarının üst üste koyup pişirdiğimde ortaya çıkan çok ama çok kötü tarifleri de yapmaya devam ettim. Taa ki bu kurabiyeye kadar. Bu tarif işyerinden arkadaşım Duygu’nun benimle paylaştığı yapımı da pişirmesi de sonu ne olursa olsun deneyeceğim diyeceğim kadar da kolay bir tarif.

Hafta sonu bu tarifi denedim ve gözlerime inanamadım! Kurabiyeleri fırından verdiğim şeklin pişmiş hali olarak geri döndüler. Bu benim için ne kadar gurur verici sanırım alayabilmişsinizdir. Çünkü hayatımda ilk defa yaptığım bir hamurişini yiyebiliyordum.

Bu kurabiyelerin tadı un kurabiyesi gibi. Ben nasılsa kurabiyeler yayılıp tepsi ile bütün olacaklar diye cookie kadar büyük şekil verdim, fakat belki ümidi ile küçük şekil verdiklerim bile bozulmadı ve kahve fincanının yanına pek yakıştı doğrusu. Bence çay ya da kahve ile ikram etmek üzere küçük küçük şekil verilip pişirilse çok hoş olurlar.

Tarif sadece poşet puding ile yapılıyor. Ben kakaolusu ile yaptım, fakat Duygu’nun dediğine göre muzlu ya da çileklisi ile yapılanlar da çok lezzetli oluyormuş. Bence vanilyalı puding ile yapılıp içine tarçın ya da ortasına bonibon ya da fındık bile konabilir. Artık herkesin damak tadına kalmış.

Malzemeler;

1 paket kakaolu puding
1 paket oda sıcaklığında margarin
15 yemek kaşığı un

Hazırlanışı.

1-Fırın ısısını 175 dereceye getirin.
2-Margarin oda sıcaklığında ise küçük küçük parçalara bölün. Eğer dolaptan yeni çıkardıysanız da rendeleyin.
3-Margarinin üzerine kakaolu pudingi ekleyip iyice karışana kadar yoğurun.
4- En son aşama olan un ekleme kısmını da 3 er kaşık 3 er kaşık ekleyerek yapın. Yani 3 kaşık un ekleyip hamuru yoğurun, sonra 3 kaşık daha ekleyin ve 15 kaşık un bitene kadar 5 partide bu şekilde yoğurun
5-Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine kurabiyeleri dilediğiniz şekilde dizin
6-175 derece ısıtılmış fırında tam 30 dakika pişirin.