
Patates Güzeli
Eşimin ailesinin geldiği topraklarda yeni gelinin evlendiği zaman evliliğe alışma sürecinde annesinden ayrı geçirdiği zamanları uzatmamak ve gelinin annesinden manevi destek alması için, evlilik geliştiği zaman da gelin annesiyle ara ara özel zamanlarını paylaşsın diye geliştirikleri bir adet var.Adı Ugosti… Yani evliyken ihtiyaç duyduğunuzda çantanızı alıp annenizde birkaçgün geçirmeye gidebiiyorsunuz. Giderken de ‘’Ben Ugostideyim şekerim’’ diye not bıraktığınızda da iş legaleşmiş oluyor. Hoş bu devirde bizim şartlarımızdaki hiçbir kadının annesine giderken legalleştirilmesi gereken bir süreç yok tabi, ama eskiler ince düşünmüş, günümüze kadar da getirip bize hediye etmişler biz de uydular olduk.
Eskide eşim iş nedeni ile çok sık seyahat ederdi. Hal böyle olunca benim Ugostilerim de ayda birkaç kez şeklinde zorunluluklr kazanmıştı. Fakat son 1 yıldır seyahatler kalkınca Ugostilerde unutudu gitti. Bugun işten çıkıp anneme kahve içmeye gelmiştim ki eşim telefon açıp beni birden Ugostiye gönderiverdi. Normalde planından programından şaşınca uykuları kaçan ben birden herşeyi bırakıp kendimi annemin şımarık kollarına atıverdim.
Her kız gibi annemi özlüyorum ben de… Annemi, yemeklerini, evinin kokusunu, evnde uyuduğum zamanki karşılıksız güveni… Kısa bir süre de olsa bütün sorumlulukların oluşturduğu o dar gömleği üzerimden çıkarıp atmayı, kendimi annemin koynuna bırakmanın tarifsiz huzurunu… Continue reading ‘Ugosti’

Kabak Güzeli
Çok uzun zamandır ilk defa kendimizle başbaşa vakit geçirebildik.. Her hafta sonu ya eşimin ya benim çıkan ekstra iş programlarımız, anneleri ziyaret etme vakitleri, evde yapılması gereken işler gibi hafta tatillerimizi bölen unsurları bu sefer uzaklaştırmak için çok çaba sarfettik. Ve başardık!
İlk gün altı saat kadar ‘’gelinin en yakın arkadaşı’’ kıyafeti arayıp bulduktan sonra arkadaşlarımızla yediğmiz akşam yemeği ve keyifli espessonun ardından yorulmuş ama yüzümde huzurlu bir gülümseme ile kanepeye uzandığımda kendimi gerçekten arınmış hissediyordum. Sabahın erken saatlerini kalabalıklar ardında garip bir sakinlik bulduğum Eminönü’nde annemle türk kahvesi içerek geçirmemin de bu arınmaya etkisi olduğu apaçık ortada. Yine de altı saatten sonra kazanılan zafer de mutluluğuma mutluluk katmadı değil.
İkinci gün temiz bir uyku, sabah akşamdan kurulmuş ekmek makinesinin pişirdiği sıcacık ekmeğin maya kokusu ile uyanma, taze bir duşun ardından, demi çay, peynir, zeytin, domates ve ekmekle yaptığımız kahvaltıyı sahilde tamamladık. Tanrım anlatırken bile kendimi dinleniyor hissediyorum! Bu kadar yoğun çalışma temposuna deniz, aydınlık hava, insan ve spor ayakkabı aynı kareye girince insan altın bulmuş falan gibi çıldırırcasına seviniyor. Yürüsem mi, kahve mi içsem, yoksa bir banka uzanıp yanaklarımı pembeleştiren güneşe bende mi göz kırpsam diye düşünürken kendimizi bir telefonla Ulus Parkı’nın eşsiz manzarası ile başbaşa bulduk. Mmmm bu manzarada espresso hakikaten iyiymiş! Continue reading ‘Tatil’

null
Pazartesileri meşhur sendromuyla, Cuma gününü neşe ve enerji ile tanımlarız ya hani… Pazar gününü tanımlamanın tek yolu bence börek ve kısırdır! Uzun süre ortada duran kahvatı sorfası kalktığı gbi önce bulgur sıcak su ile kabarmaya bırakılır, ardından börek döşenmeye başlanırdı bizim evde. Börek fırına verildiğinde en taze maydonozlar, soğanlar ayıklanır, yıkanır ve özenle kesilirdi salça ile renklendirilmiş bulgur için. Lezzetli bir zeytinyağ, bol kırmızı biber, limon derken fırından o güzelim tereyağ ve süt kokusu gelmeye başlandığında da çay demlenir, altı kısılıp lezzetli yaprakların suya bırktığı kokunun içinde hayallere dalınırdı. Annem ev sevdiğimiz peynirli böreği yapardı bize, ama arada yaptığı bol acılı ıspanaklı böreği de koca bir bardak ayran ile yedikten sonra Pazar siesta’sı yapmak gibisi var mıdır?
Eşimle yaşadığımız birbirinden çok farklı çocukluk günlerimize rağmen o farklı günlerden aynı tadı, aynı hissi aldığımızın en güzel örneğidir Pazar günleri börekleri. Bizim evdekinin aksine göçmen olan eşimin ailesinin evinde yaprak yaprak yufkalar elde açılır sabah güneş doğarken. Her bir yufka özenle rulo yapılıp tepsiye yuvarlanır, kızrıncaya kadar başında beklenirdi. Bazen diyorum ki avutulmadığımız, avutulamadığımız o çocukluk günlerinde mis gibi böreklerle mi avuttuk acaba minik ruhlarımızı?
Hepinize buradan anlatmaya çalıştım geçen haftalarda. Çok bunaldım, çok ama çok mutsuz oldum son 7 aydır. Hayatta hep karşımdaki insanlara bana davrandıkları gbi davranırsam ben ‘’ben’’ olmaktan çıkar onlar gibi olurum korkusuyla, felsefesi ile yaşadım. Continue reading ‘Pazar günleri’
Yorumlar