
Tramvayın çıkış merdivenlerini inerken fark ettim onu. Turnikelerin sadece çıkış için döndüğü, onun gibi birisi için fazlaca yüksek olan merdivenlerin yarısını kim bilir kaç dakikada kendi başına çıkmıştı. Üstelik elindeki 2 torbanın ağırlığında aldanmadan, kendi ağırlığının 50 katını gık demeden taşıyabilen bir karınca gibi. Önümdeki bir adam, arkamdaki bir kadın, ve göremediğim 2-3 kişi daha ona bağırarak yanlış merdivenleri çıktığını söylediler. Ama o yılların tıkadığı kulakları yüzünden aynı anda birçok kişinin söylediklerini anlayamamış, etrafa baktığı şaşkın gözlerinin altında kalan ömrünü sayılı kaçıncı nefesini boşa harcadığını düşünürcesine umutsuzluk vardı. Yanına gidip burasının yanlış merdivenler olduğunu, tramvaya binecekse bu merdivenleri inip karşıdaki merdivenleri çıkması gerektiğini söyledim. Hiç bir şey söylemeden uzun uzun yüzüme baktı. Anladım ki gideceği yerle sınırlı enerjisini boşa harcamıştı ve korkuyordu. Belkide nefes nefese kaldığı için konuşamamıştı bilmiyorum. Sen o torbaları bana ver biraz dinlen dedim. Boşta kalan elini dirseğimin hemen altına iliştirdiğinde yan yana takılmış biri sıralı diğeri tek taş olan evlilik yüzüklerini gördüm. Yüzükler o kadar ince işlenmişti ki, zamanında çok beyefendi biri olan eşinin o yüzükleri nasıl yaptırdığı, nasıl hediye ettiği, üzerinde nasıl bir kıyafet olabileceği bir bir gözümün önüne geldi. Elleri bembeyaz pamuk gibi, tırnakları çok düzgündü. Biraz vakit geçince nefesi rutine ulaştı ve derin bir nefes aldı. Nereye gideceksin dediğimde işte bu satırları bana yazdıracak, asla hafızamdan çıkmayacak Pamuk Teyze’nin hikâyesini dinledim. Torunu evleniyormuş, kızı Beşiktaş’ta oturuyormuş, o da gitmek istemiş ama çocukları biz seni gelip alamayız demişler. Pamuk Teyzem vazgeçer mi ben kendim gelirim demiş ama sen gelemezsin demişler. O da telefonu kapatmış ve yetersiz olmayı içine sindirememiş bir türlü. Torunum evleniyor giderim de dönerim de demiş ve bir hışım evinden çıkmış. Önce Eminönü’ne gelip torununun yeni evine hediyeler almış, sonra Tramvay ile Kabataş, oradan da otobüs ile Beşiktaş’a niyetlenmiş. Anlattıkları bitince elinden tutup merdivenleri indirdim, tramvay girişine kadar yürürken hep önüne baktı, seni taksiye bindireyim dedim istemedi, paran yoksa vereyim dedim onu da kabul etmedi. Turnikelere kadar tek tek merdivenleri çıktık. Ben geç kalırım diye acele etmeye çalıştıkça nefes nefese kesildi. En son Akbilini basamadı benden rica etti. Turnikeden geçirdim, paketlerini verdim ve hoşça kal dedim. Benim de Beşiktaş’a gideceğimi sandığını, bu yüzden yardımımı kabul ettiğini, şimdi gitmediğimi anlayınca da çok mahcup olduğunu söyledi ve gözleri doldu. Hiçbir şey diyemeden uzaklaştım.
Yeni Camii’nin önüne, en son 22 sene önce babamla gidip kuşlara atmak için yem satın aldığımız yere gidip var oluş sebebimiz olan, onlar olmasa zaten bu dünyada olamayacağımız annelerimizin haline ağladım. Bugün bin bir tane problemi dert edindiğim, ama kendi evladının ona gelme deyişine küsmeyip yine de yüzünde mağrur bir gülümseme ile aynadaki haline bile bakmadan yola çıkan Pamuk Teyze’nin umuduna ağladım. Yarın ne olacağımı bilmediğim, yolun sonuna yaklaştığım zaman da tek medet umacağım şey olan evlatlarımın bana ne yapacağını bilemeyişime ağladım. Hemen ardından gözyaşlarımı silip öğle kahvesi için sözleştiğim annemin yanına gidip ona uzun uzun sarıldım.
Üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü şu hayatta, üç doğrunun bir yanlış yarattığı bana ait olan yaşamımda, beni terk eden tüm sevdiklerimin beni terk etmeseler, yaşattıkları sorunlara Pamuk Teyze kadar dik duramayacağımı anladım. Neyin hakkında nasıl bir hayır olduğunu gördüm. O yüzden bugün huzurluyum.
Bu pizza için neler yazacaktım, neler anlatacaktım unuttum gitti. 2 gündür aklımda sadece Pamuk Teyze var. Bu tarif benden ona hediye olsun.
MalzemelerHamuru için;
1 su bardağı yoğurt
1 yumurta
½ su bardağı zeytin yağı
1 tatlı kaşığı tuz
4-4.5 su bardağı tam buğday unu
1 paket kabartma tozu
1 paket kuru maya
İçi için;
4 adet domates
1 tatlı kaşığı salça
2-3 diş sarımsak
¼ kangal sucuk
1 kutu Mısır
150 gr. kaşar peyniri
3 yemek kaşığı dilim zeytin
4 adet Yeşil Biber
1 tatlı kaşığı kekik
1-Fırın ısısını 200 dereceye getirin
2-Yoğurt, yumurta, zeytinyağı, tuz, un, kabartma tozu ve mayadan yumuşak bir hamur elde edin.
3-Fırını kapatın, hamuru yağlanmış fırın tepsisine yayıp sıcak ama kapalı fırına sürün.
4-Hamur mayalanırken, iç malzemeleri için domatesleri rondodan geçirin.
5-Domates, salça ve sarımsağı karıştırarak içini sosu hazırlayın.
6-Sucuk ve zeytini dilimlerin, kaşarı rendeleyin.
7-30-40 dakika sonra mayalanan hamuru fırından alıp üzerine sosu sürün
8-Kaşarpeyniri hariç tüm malzemeyi yayıp kekik serpin ve fırına koyun
9-200 derecede 30 dakika pişirip, rende kaşarı ekleyin.
10-10-15 dakka daha pişirip çıkarın.
