Archive for the 'Yemek Öyküleri' CategoryPage 2 of 2

Enerjisi ile coşturan Poyraz!

Cumartesi sabahı sahilde yürürken hava yine benim başımı ağrıtan uykumu getiren, gözlerimi kapatan lodostu malesef. Parkurun sonuna gelmiştim ve artık başladığım yere yani bir o kadar da geri yürümem gerekiyordu. Lodos enerjimi o kadar almıştı ki nasıl geri döneceğim diye dalgın dalgın bakınırken, benim ruh halimi tamamıyle değiştirdiği için kişisel mucizelerimden biri olarak adlandırdığım bir şey oldu, hava bir anda poyraza döndü. Denizin rengi yeşilden laciverte döndükçe baş ağrım hafiflemeye, bulutlar açılıp beyazlaşıp güneşe izin verdikçe adımlarım sıklaşmaya başlamıştı. O kadar enerji birikti ki birden üzerimde geri kalan yolu yürümek yerine koştum. Koşarken aklıma hep serin ama güneşli poyraz günleri geldi. Bu serin ama güneşli poyraz günerinin de en güzeli tabiî ki cuma günü son ders zili çaldıktan sonra, eve dönerken hissettiğimiz poyraz günleriydi tabiî ki. Hani hepimiz hafta tatilinin başı olan cuma günlerini çok severiz ya, işte bizim evin orda cuma günleri pazar kurulduğu için benim için hafta tatilinin başı demek cuma pazarı demek oluyordu. Okuldan geldiğim gibi annemle cuma pazarına gider, ilk önce yiyecek kısmından ihtiyacımız olanları alır, sonra onları eve bırakıp pazarın geri kalan kısımlarını gezmeye giderdik. Bu yemek alışverişi kısmındaki tezgahlar en çok ilgimi çeken kısımdı benim. Hatta resim dersinde öğretmenlerin konuyu serbest bıraktıkları yani her öğrencinin dilediği temadaki resmi kendi defterine çizeceği haftalarda benim sürekli çizdiğim 2 resim vardı; biri yuvarlak tezgahında boy boy ve ıslak balıkların bulunduğu balıkçı, diğeri de özenle dizilmiş ve parlatılmış meyve ve sebzelerin bulunduğu manav resmi. İşte bu manav ve balıkçının resmini daha detaylı ve güzel çizebilmek için tezgahları inceler dururdum hep. Özellikle bu mevsimlerde yani yazın gelmeye başladığı zamanlarda tezgahtaki amcalar daha bir enerji ile bağırırlar, meyve ve sebzeleri daha bir özenle dizerlerdi. Hani çağla çıktığında yaşasın yaz geliyor diyoruz ya, işte enginar da manavlardaki yerini aldığında kiraz gibi karpuz gibi enginarı da tüketebilmem için kısıtlı olan zamanımın başladığı hissine kapılırdım. Yine böyle telaşa kapıldığım an aldığım enginarları, üzerindeki garnitürü hazırlamayı bekleyemeyecek kadar sabırsızlıkla konserve garnitürden yapıp bir anda tüketiverdim. Cuma pazarından annemin alıp yaptığı enginarlar kadar güzel oldu mu bilemem, ama poyrazın ve hergün yeni çıkan bir meyvenin neşesi ruhumu o günlerin huzuna dönecek kadar arındırdı.

Malzemeler;

3 adet ayıklanmış enginar
1 adet limon suyu
1 adet konserve garnitür
1 adet orta boy soğan
1 çay bardağı zeytinyağ
2 bardak sıcak su
Taze dereotu
Tuz

Hazırlanması;

1-Soğanları zeytinyağında pembeleşinceye kadar kavurun.
2-Garnitürü ekleyip 3 dakika daha kavurup altını kapatın.
3-Enginarları 1 limonu suyu ile ovalayıp tancereye dizin ve üzerine tuz serpiştirin
4-Hazırladığınız garnitürü enginarların üzerine koyun.
5-2 bardak sıcak suyu enginarların dibine ekleyip enginarlar yumuşayıncaya kadar yaklaşık 20-25 dakika pişirin.
6-Dereotu ile servis edin.

Sigarayı bıraktım ama…

Bu sene sonunda kendime bir iyilik yapıp sigarayı bıraktım.Uzmanların da söylediği gibi sigarasız bir hayat sonrasında insan yediklerinden daha fazla fayda görüyor, daha sık acıkıyor ve ilk zamanlar elini ayağını nereye koyacağını bilmediği için hep bir şeyler yemek istiyor. Buraya kadarki semptomlar çok normal. Fakat yine uzmanların en fazla üzerinde durdukları konu nikotinin fiziksel bağımlılığından kurtulduktan sonraki aşamada, sosyal hayatta sigarasızlığın boşalttığı psikolojik bağımlılık listesine başka bir bağımlılı eklenmesi: Yemek yeme bağımlılığı! Çünkü kilo alımı durmuyor ise bu sefer sigaranın yerine yemek koymuş oluyoruz ki bu da neticede bir bağımlılık. Sigarayı bırakırken ki en zorlandığım nokta olan sigara ile bağdaşık hareketlerin ertelenmesi kisminda kendimi bilgisayarım ile birlikte mutfağa oradan da yemek masasına atmış olarak bulmam oldu Çünkü uzun bir süre TV izlerken ya da kitap okurken sigara içmiş iseniz kedinizi bir müddet yine Tv izlerken ya da kitap okurken sigara arar olarak buluyorsunuz, bu yüzden de en iyisi yaparken sigara içmediğiniz aktiviteleri yapmak gerekiyor. Ben de en zevkli olanını, mutfağa girip pişirmeyi ve yemeyi seçtim.Bir arkadaşımın bana ‘’Sigarayı bıraktın da, aldığın her bir kilo helal olsun’’ demesinin beni artık tatmin etmediği noktada diyete başlamak zorunda kaldım. Her ne kadar çok kilo fazlam olmasa da durmak bilmeyen iştahımı dizginlemek, dengesizleşen yeme düzenimi dengelemek ve potansiyel kalp-damar hastalıkları riskim için erkenden önlem almak adına bir uzman yardımı ile diyet yapıyorum. Bu noktada beni tek üzen şey Portakal Ağacı sevgili Hatice’nin kokusu burnuma gelen un kurabiyelerine sadece bakmak ile sevgili Devletşah’da okuduğum mikrodalgada pişen brownie’yi deneyememek oldu.

Günde bir öğün tüketilen proteinin her çeşidinden bıkmamak için kendimce tüketim şekilleri uydurmaya başladım. Nerede okuduğumu ya da izlediğimi bilmediğim ama saınırım adının tavuk mücveri olduğunu hatırladığum bir tarif aklıma geldi ve ben diyet sınırlarım çerçevesince ve aklımda kaldığınca bir tavuk mücveri yaptım. Bu tarifi toparlayan şey aynı kabak mücverinde olduğu gibi bence yumurta ve 1 kaşık un ama ben tamamen light bir tarif olması açısından bunları eklemedim. Görüntüsü güzel olsun diye de papates yataklarına oturttumç Tavuk mücveri adına zayıf, ama diyet yemeklerine akternatif olması açısından çok güçlü bir tarf oldu. Protein öğünde ızgara köfte, ızgara et ve tavuk şiş yemekten sıkılanlar için…

Malzemeler
8 adet tavuk mücveri

200 gr tavuk göğsü
3 sap taze soğan
½ demet maydonoz
½ demet dereotu
50 gr kadar beyaz peynir
Tuz
Karabiber
4 adet küçük patates
1 tatı kaşığı salça
½ bardak ılık su

Hazırlanması

Patatesleri soyup sıcak suda haşlayın.Tavukları başka bir tencerede sıcak suda iyice haşlayın ve bu arada fırını 200 dereceye getirip kullanacağınız fırın kabının üzerine yağlı kağıt serin. Haşlanan tavuğu ve rodadan geçirin. Tavuğun içine ince doğranmış taze soğan,dereotu maydonoz ile birlikte tuz ve karabiberini ekleyip iyice yoğurun. Sonra elinizle ufaladığınız beyaz peyniri ekleyip yoğurun.(Hatırlatıyorum eğer diyette değil iseniz bu tarife 1 yumurta ile 1 yemek kaşığı un ekleyebilirsiniz.) Haşlanan patatesleri enlemesine ikiye bölüp tavuk mücverlerinin altı için yatak hazırlayın ve üzerini hafifçe tuzlayın. Her bir patatesin üzerine tavuk mücverlerinden köfte gibi şekil yapıp yerleştirin.En son ½ bardak ılık suyun içinde 1 tatlı kaşığı salça eritin ve bu karışımı tavukların üzerinde gezdirin. Isınmış fırında 25-30 dakika kızartın. Hatta benim için fırından almadan 5 dakika önce üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpin

Karnıbahar…

3 kardeş olan annemler evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra hayatın uzaklarda geçmeyeceğine karar verip doğdukları büyüdükleri eve, annelerinin yanına taşındılar. Ve biz de yaşadığımız yer bir apartman olmasına rağmen çekirdek aileden geniş aileye dönüşerek ayrı evlerde doğmuş 6 kuzen iken ayrı evlerde ama aynı apartmanda büyüyen 6 kardeş haline geldik.En büyüğümüzün ehliyeti ve arabasi olduğunda sabah 07:30 da kaldırdığı servis ile sabah sabah şarkılar söyleyerek hepimizi okullarına bırakıp öyle işe giderken, şimdi kimimizin evli ve uzaklarda, kimimizin kilometrelerce uzakta başka bir ülkede, kimimizin ise yeni dünyasının çocuğu olduğunu görmek çok garip geliyor.Cuma akşamlarından bir deste iskambil kağıdı ve birsürü cips ile toplanıp pazar aksamına kadar dağılmadığımız rutin eğlencelerimizin adı şimdilerde yılda bir iki kez zar zor yapabildiğimiz için kuzen gecelerine dönüştü..Hepimiz bekarken ve peynir ekmekten başka birşey hazırlamayı bilmezken şimdilerde tam kadro biraraya gelmenin mümkün olmadığı kuzen gecelerinde yapılan o lezzetli yemekler geçmiş hamburger menülerimizin yerini malesef tutmuyor.Yine de eşlerimiz ve çocuklarımızla bir araya geldğimizde sandalyelerimizin az geldiği gecelerimizden birinde kuzenimin eşinin yaptığı fırında karnıbahar, bir araya gelmek isteyip de gelemediğimiz kuzen gecerlerimizi yad etmek için eşimin benden sıkça istediği hatta gelen misafirlerimize neredeyse rutin olarak sunduğumuz bir tarif oldu. Ben de karnabahari falan es geçip bir tabak patates kızartması ve peynir ile sabahlara kadar iskambil oynamak istedim, ama yapabildiğim sadece karnıbahardi…

Malzemeler;

  • 1 orta boy karnıbahar
  • Pişirmek için su
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 2 yumurta
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • Tuz

Sos için;

Sarımsaklı Yoğurt

Tarifi;

Karnıbaharları ayıklayıp çiçek çiçek ayırıp iyice yıkayın. Kaynamakta olan tuzlu suya ekleyip karnıbaharlar yumuşayana kadar pişirin. (Yaklaşık 20-25 dk).Bu arada yoğurt yumurta un ve sıvı yağı bir karıştırıcı ile iyice karıştırın. Pişen karnıbaharları bir kevgir yardımı ile fırın tepsisine alın.Üzerine hazırladığınız yoğurtlu karışımı eşit miktarda dökün. Rendelenmiş kaşar peynirini ekleyin.Üzeinin nar gibi kızarmasını istiyorsanız en son üzerine bir bıçak yardımı ile fındık büyüklüğünde 5-6 parça margarin koyun ve 180 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin (Yaklaşık 30-35 dk) Fırındak çıktıktan sonra 10-15 dakika dinlendirip üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek servis edin.